Duygusal Yeme: Kendini Yatıştırmanın Bir Patikası

Duygusal Yeme: Kendini Yatıştırmanın bir  Patikası

Schönbrunn Sarayı’nın muazzam barok tarzındaki mimarisi, zengin süslemeleri, altın varaklı mobilyaları ve ipek halıları arasında soylu biri olarak yaşarken; ihtişam ve bolluk dolu bir yaşam tarzını benimsemiş olsam da, etrafımdaki kalabalık ve derinleşemeyen ilişkiler nedeniyle yalnızlık duygusu içimi kaplayabilir ve bir duygusal yoksunluk hissi ile karşı karşıya kalabilirim.

Sarayın kristal avizelerinin ışıltısı altında, değerli sanat eserleri arasında hüzün ve ıstırap hisleriyle boğuşurken etrafımdaki insan kalabalığının içinde yalnızlık hissetmek ironik bir paradoksa dönüşebilir. Bu durumla başa çıkmak, kendimi avutmak ve duygusal boşluğumu geçici olarak doldurmak için farklı yollar seçebilirim.

Sanatın gücüne sığınarak, sarayın sanat galerilerinde ve müzik salonlarında huzur bulabilirim. Müziğin melodileri ve resimlerin anlamları aracılığıyla kendimi avutabilir, içsel huzuruma yaklaşabilirim. Bahçelerde yürüyüş yaparak doğanın beni saran sükûnetiyle yalnızlık duygusundan uzaklaşabilir, içsel dengemi yeniden sağlayabilirim. Zihin ve beden dinginliğimi desteklemek için meditasyon yapabilir ve yeniden regüle olabilirim.

Peki ya bu “yalnızlık” hissi bana çok eski bir yerden tanıdık gelirse?
Zor olmaz mı şimdi bütün bunlar?
Ya bu kadar zaman bu duyguyla kalmaya dayanamazsam?
Nasıl avuturum kendimi hızlıca?

Bir şatoda da yaşasak zor duygularımızla kaçınmacı bir şekilde baş etme ve kendimizi avutma ya da yatıştırma yöntemlerinden biri olarak “duygusal yeme davranışı” ile karşılaşabiliriz. Öfke, üzüntü,hayal kırıklığı, suçluluk ve utanç gibi pek çok duyguya karşı verdiğimiz aşırı yeme tepkisi, duygusal yeme olarak ele alınmaktadır. Bu yeme davranışında, diğer yeme bozukluklarından farklı olarak, yiyeceğin miktarı ve türü konusunda her zaman tam bir kontrol kaybı hissi görülmeyebilir, dolayısıyla bunu bir kopuk korungan mod olarak fark etmek zor olabilir. Ancak stresli ve depresif durumlarla başa çıkmak amacıyla, sıklıkla kilo alımıyla sonuçlanabilecek şekilde yoğun kalorili ve lezzetli besinler tüketmeye eğilimli olmak ile çevresel faktörler, iştah kontrolü, bedensel duyumlar ve duygusal düzenleme mekanizmaları bir araya geldiğinde duygusal yeme davranışlarımız daha da pekişebilir. Kaçınmak istediğimiz duyguların etkisi altında, uzun vadeli sağlık risklerini göz ardı ederek kısa vadeli rahatlamaya odaklanabiliriz. Duygusal yeme, bu anlamda, bizi zorlayan duyguları bastırmaya ya da savuşturmaya çalışan ama ihtiyacı gerçekten doyurmayan bir avutma patikası hâline gelir.