EMDR’nin Temeli: Adaptif Bilgi İşleme Modeli

ADAPTİF BİLGİ İŞLEME MODELİ (EMDR’ nin TEMELİ)

Adaptif Bilgi İşleme modeli, EMDR ile erişilen hızlı klinik sonuçları ve alınan istikrarlı tepki örüntülerini açıklamak için geliştirilmiştir ve erken dönem deneyimlerden oluşan ve süregelen duygu, davranış, inanç ve bunları izleyen kişilik yapısı örüntülerini oluşturan pek çok psikopatolojiyi ele alır. Adaptif Bilgi İşleme Modeli yaşantıların, duyguların, düşüncelerin ve bedensel duyumların normal koşullarda sağlıklı bir şekilde işlendiğini; ancak travmatik ya da zorlayıcı deneyimlerde bu sürecin kesintiye uğradığını varsayılmaktadır. Bir diğer deyişle, anı ağlarımız sağlıklı işlendiğinde öğrenme ve adaptasyon becerilerimiz gelişir. Aksi halde psikopatolojik yapı, rahatsızlık verici olay gerçekleştiği sırada statik ve yeterince işlenmemiş şekilde depolanmış bilginin içerisinde yer alır. TSSB ve basit fobilerden daha karmaşık panik bozukluklara, depresyon, kişilik bölünmesi ve kişilik bozukluklarına kadar geniş bir aralıktaki psikopatolojiler, erken yaş tecrübelerinin sinir sisteminde duruma özel biçimde depolanmasıyla ilişkili görünür.

Bu erken dönem anılarının hâlâ devam eden etkisi, bu anılarla şekillenmiş olumsuz duygu ve inançları açığa çıkaran mevcut uyaranlardan kaynaklanmakta ve danışanın geçmiş anılarla bağlantılı şekilde davranmasına neden olmaktadır. Her ne kadar danışanın rahatsızlık verici duruma uygun olarak belleğindekiler gerçek bir olay ya da davranış olsa da, danışanın hâlâ duygusal ve davranışsal olarak geçmiş rahatsızlık verici olayın etkisinde olduğu anlamına gelir.Örneğin bir çocuk, bir yetişkin tarafından tehdit edildiğinde onun korku ve kontrolsüzlük hissi yaşaması anlaşılabilir; ancak benzer durumda benzer bir tepkinin bir yetişkin tarafından gösterilmesi genellikle yersizdir. Benzer şekilde, bir yetişkin kasırga sırasında korku ve kontrolsüzlük hissedebilir; ama aynı duygunun aylar sonra sert bir rüzgârda da uyanması patolojiktir.

Travmatik anıların, depolanma şekilleri de dahil olmak üzere, işlevsel olmayan doğası, olumsuz duygu ve inançların geçmişten geleceğe aktarılmasına yol açar. Bu tip anıların EMDR ile işlenmesi, daha olumlu ve güçlendirici duyguların ve inançların nörofizyolojik ağlar yoluyla ilgili anılara genellenmesine ve danışanın yeni olaylar karşısında daha uygun davranışlar göstermesine yol açar. Klinisyen sinir sisteminde işlevsel olmayan şekilde depolanmış olan bilgiyi uygun bir biçimde hedeflediğinde, klinik psikopatolojiler değişime açık hâle gelirler.

Anlaşılan o ki, içsel bir bilgi işleme sistemi mevcuttur ve psikopatolojiler bu sistem engellendiği için oluşur. Bu nedenle, eğer travmatik anıya ulaşılabilir ve sistem aktive edilirse bilgi adaptif bir çözüme ulaştırılır. Binlerce EMDR tedavisi seansında yapılan gözlemler bu varsayımı kanıtlar niteliktedir. Göründüğü üzere, sistem, vücudun hasar gördüğünde iyileşmeye yönelmesi gibi bilgiyi işleyip saklamaya ayarlıdır. Bu inanç, EMDR tedavisi sırasında danışanın inanç ve duygu düzeyinin minimal klinik müdahaleyle optimal düzeye ulaşacağını varsayan danışan merkezli bakış açısının zeminini oluşturur.

Rahatsız edici bilgi değişime uğradıkça beraberinde kognitif yapıda, davranış, duygu, duyum ve ötesinde de değişim olur. Klinik tecrübeler göstermiştir ki, spesifik anılar bir kere işlendiğinde danışanın öz değer algısı ve öz yeterliği de otomatik olarak değişim gösterir. Bu da spontane şekilde yeni ve kendi kendini geliştiren davranışlara yön verir. 

Tüm klinik yöntemler fizyolojik olarak beyindeki bilgi depolama ile çalıştığı için EMDR psikodinamik, davranışçı, kognitif, gestalt ve beden yönelimli terapileri içeren ve yorumlayan bütüncül bir yönelim sağlar.

Kaynak: Shapiro,F. (2016). EMDR: Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme- Temel Prensipler, Protokoller ve Prosedürler. İstanbul: Okuyan Us Yayınları.